|
|
||
|
Nüsret Toruni | ||
|
Türküleri İçin Tıklayınız | ||
AŞIK NÜSRET SÜMMANİOĞLUNUN
HAYATI
(1945-2003)
Nüsret Sümmanioğlu,1945 yılında Erzurumun
Narman ilçesinin Samikale köyünde dünyaya geldi.Babası Sümmaninin ortanca oğlu
olan ve hikaye ustaliğıyla da bilinen Fahri Çavuştur.
Çocukluğunu
çiftçilikle ve ailesine yardım ederek geçirmiştir.Küçük yaşta ailesindeki
geleneğe uyarak aşıklığa heves salmış,daha sonraları babası Fahri Çavuş onu
yanına alarak hem
dedesinin mirasını devam ettirmek,hem de küçük Nusretin
kabiliyetini geliştirmek için sazı eline vererek civar kasabaları
gezdirmiştir.Sümmanioğlu,böylece aşıklığa adım atmıştır.
Bir derya olan
dedesi Sümmani,nin eserlerini üstün bir başarıyla söyledi.Kendi eserlerini
üretip seslendirdi.Kendisine ait iki aşık havası vardır.Köz dergisinde şiirleri
yayınlandı.Babasından öğrendiği Celali Ahmet ile Mehmet Han hikayesinin
türkülerini kendisi düzmüştür.20 plağı ve 40 kaseti bulunan Nüsret
Sümmanioğlu,kültür bakanlığı tarafından devlet sanatçılığı ünvanını
almıştır.Yurt içinde gitmediği yer kalmamış ve yurt dışında da bir çok şölene
katılmıştır.Aşıklık geleneğinin bir çok dalında sayısız ödüller almıştır.1972
Konya Aşıklar Bayramı atışma dalı birinciliği bunlardan sadece birisidir.Bu
birincilik sayısı 1989 yılına kadar 7 ye ulaşmıştır.
Nüsret Toruni’nin
birçok divanı, koşması, şiirleri vardır. Yüzlerce kaseti bulunmaktadır. Toruni
sanatı boyunca hiçbir aşığa yenilmemiştir. İrticalen söylemeyi seven Toruni
normal şiir yazmaktan ziyade irticalen sazı eline aldığı zaman bir başka Toruni
olup sanatını en üst seviyede gösterirdi. Türkiyede sayılı âşıklardan biri
sayılan Toruni birçok âşık tarafından da manevi usta olarak da kabul
edilmiştir.
Yaşamı boyunca birçok aşıkla karşılaşma yapmıştır bunlar:
Aşık Nihani, Aşık Gülistan Çobanoğlu, Ali Rahmani, Yaşar Reyhani, Hüseyin
Sümmanioğlu, Murat Çobanoğlu, Şeref Tşlıova,Mevlüt İhsani,Nuri Çırağı,Aşık
Ruhani,Posoflu Aşık Mirza,Sarıkamışlı Dursun Cevlani,İlhami Demir ,Sivaslı Hasan
Yüzbaşıoğlu,Ağrılı Aşık İhsani,Ardanuçlu Efkari Baba,Aşık Kul Nuri,Fuat
Çerkezoğlu,Ahmet Poyrazoğlu,Nuri Merami,Erol Ergani,Cemal Divani,Aşık Şakir
İhsanoğlu,Mustafa Aydın,İhsan Yavuzer,Rahim Sağlam ve ismini sayamadığımız
birçok aşıkla karşılaşmalar yapmıştır.
Yurt dışında 14 ülkeye çeşitli
zamanlarda seyahatler yapmış ,Türk kültürünün ve aşıklık geleneğinin usta bir
icracısı olarak hep aranır olmuştur.aşık gecelerinde gerçektende sıra kendisine
geldiği zaman dinleyicileri coşturmuş ve gönülleri şad etmiştir.Özellikle
belirtmek isterim ki,nesilden nesile devam eden aşıklık geleneğinin
yaşatılmasında ve bir sonraki nesile aktarımında sanatını üstün bir başarıyla
icra eden Toruni için çok iddaalı cümleler kurabiliriz.Şöyleki, gelenekte önemli
bir yere sahip olan ve aşık meclislerinde başlangıç bölümünde söylenmesi
neredeyse mecburi olan divanı Toruniden daha güzel okuyan
yoktur.
Nüsret Sümmanioğlundan bir divan dinlemenizi öneririm.Buna
bir müstezatı da dahil ederek Sümmanioğlunun hikayeciliği de çok üstündür.Hikaye
anlatımı oldukca samimi ve içtendir.Sürükleyici ve akıcı bir
üslubu,dinleyicilerle temas kurmadaki ustalığı en önemli özelliklerindendir.En
fazla beğenilen hikayeleri ise; Mahiri hikayesi,Elmas ile kahraman hikayesi ve
Sümmani ile Gülperi hikayesidir. Şiirlerinde,Allah,vatan,nasihat,insan ve doğa
sevgisi ile ölüm teması ağırlıklı olarak yer almıştır. İsrafil Taştan,Ebubekir
Zamani,Temel Turabi,Baki Çetin ve (merhum) Gıyasettin Eroğlu Toruninin
çıraklarıdır. Aşık Sümmani adının yaşatılmasında ve aşıklık geleneğinin
devamında önemli katkıları olan Nüsret Sümmanioğlu, 22.Ocak 2003 tarihinde ani
bir rahatsızlığı sonucu hakkın rahmetine kavuşmuştur kendisine Allahtan rahmet
diliyoruz.
|
DUMAN ÜSTÜNE
|
HALİNDEN SENİN
|
|
KIR ÇİÇEKLERİ Bir bahar ayında yeşil yamaçta Name yazıyordu kır çiçekleri. Beyaz tül giyinmiş elvan nakışta Seyretmeye değer gör çiçekleri. Göğsünde çimeni, başında fesi Rüzgârının konuşurdu hepisi Her insanı Mecnun eder kokusu Sual et Leyla’dan sor çiçekleri. Bulutlar yağmuru yağmada idi Ufuk karanlığı boğmada idi Güneş dağ burcundan doğmada idi Durmadan çilerdi yar çiçekleri. Gayet endazeli, açılmış lale Nergis yaprakları ermiş kemale Sordu âşık mısın, dedim bir güle Dedi uzat elin der çiçekleri. Nusret Toruni’yi yaktı çiçekler Sanki Yusuf, Zelha kapısın bekler Hayalimden gitmez o güzellikler Gönlümde dopdolu var çiçekleri. |
DEĞİŞMEM Her yönüyle güzel ana vatanım Güzelliğin hiçbir cana değişmem. Kemiğim, iliğim, damarda kanım Tahdigan’a, Hindistan’a değişmem. Cennete mi saldın meskenin yerin
|
|
SÖYLE GELMESİN Al rüzigar sana var müracaatım Tez götür canana söyle gelmesin. Yıllar boyu ben aşkına muhtacım Sevdiğim sultana söyle gelmesin. Ruhumdan doğuyor bendeki acı Olmuşum dünyada aşkın muhtacı Bu tür yaraların olmaz ilacı Zülfü perişana söyle gelmesin Ecel beni bir köşede aralar Talihimin defterini karalar Ciğerimde fiske fiske yaralar Benzedi çıbana söyle gelmesin Akıl ermez onun sır esrarına Yaktı kül eyledi aşkın narına Çevirdi çağımı güz aylarına Oldum piri fani söyle gelmesin. Der Nusret Toruni, paslandı teller Durum hikâye bu bizdeki haller Açıldı kapılar, göründü yollar Döndü kabristana söyle gelmesin. |
SILADAN BİR HABER
Sıladan bir haber aldım gel diye |
|
ALMANYA AĞITI Döndük Almanyadan sılaya doğru, Dağlara sis çöktü, boran ağladı. Neşeli neşeli çıktık asvalta, Acı korna çaldı, süren ağladı.
|
AKŞAM OLDU
Birgün sabah ile erken
|
|
SENDEN İZİNSİZ YÜCE RABBİM YERİN GÖĞÜN SAHİBİ DURUR AKMAZ SULAR SENDEN İZİNSİZ BU EŞYAYI ALEM HEP SANA TABİ ZERRE ESMER RÜZGAR SENDEN İZİNSİZ HER HİKMETİN BİZE GÜZELLİK VERİR YAZI KIŞ KIŞI YAZ EYYAM GÖSTERİR NE ÇİÇEKLER AÇAR NE CANLI YÜRÜR VERMEZ AĞAÇLAR BAR SENDEN İZİNSİZ BİR DAMLACIK DAHİ RAHMETİN YAĞMAZ TAN YERİNDEN SÖKÜP ŞAFAK AĞARMAZ EMRETMEZSEN DÜNYA ÜSTÜNE DOĞMAZ GÖKTEN ŞEMSİ KAMER SENDEN İZİNSİZ HAŞA SENİ KİMSE EDEMEZ İNKAR SENİN RAHMETİN BOL ALEME YETER NE SİNEK CANLANIR NE TURNA ÖTER GELMEZ EZEL BAHAR SENDEN İZİNSİZ DER NÜSRET TORUNİ SENİNDİR BU CAN GÜN GELİRKİ TOPRAK OLUR BU BEDEN SENİN LÜTFİ İLAHINDIR SÖYLETEN NE SÖYLER AŞIKLAR SENDEN İZİNSİZ
|
NEREDE CİĞERLERİM KEBAP OLDU YANIYOR SEPİP SÖNDÜRMEYE ÇARE NEREDE GÖZYAŞLARIM DOLDU İÇİM KANIYOR TABİB BANA DERKİ YARA NEREDE FERYADIMDAN DAĞLAR TAŞLAR İNLESİN ÖLDÜĞÜMDE MEZAR TAŞIM DİNLESİN SEN BENİM DERDİMDEN ANLAYAMAZSIN BENİM GİBİ BAHTI KARA NEREDE TORUNİYİM DUMANDAYIM SİSTEYİM GEL DOKUNMA GÖNLÜM KIRIK YASTAYIM VİCDANIM RAHATSIZ RUHEN HASTAYIM KAYIP OLDU USÜL TÖRE NEREDE
|
|
YÜZÜNE SENİN SANA LAZIM OLMAYANI KONUŞMA HATIRI BULUNMAZ YÜZÜNE SENİN OLUR OLMAZ YERDE SIRRINI AÇMA ELOĞLU SEYREDER TOZUNA SENİN GURURLA KİBİRLE ALINMAZ SONUÇ NEFSE ESİR OLMA VİCDANAN DANIŞ BİLMİYORSAN ÖĞREN BİLİYORSAN KONUŞ DÜNYA KULAK VERSİN SÖZÜNE SENİN OLUR BE TORUNİ GAM YEME OLUR ÖMÜR GEÇİCİDİR HAYAT KAYBOLUR DUVARDA ASILI BİR RESMİN KALIR GELEN GEÇEN BAKAR POZUNA SENİN
|
FAYDASI NE Hedefi görmeden mermi atmanın faydası ne ? Tembellik züğürt düşürür yatmanın faydası ne ? Elinden geldikçe çalış kula kulluk eyleme Muhannetin lokmasını yutmanın faydası ne ? Akıl ermez bu dünyanın ahvaline haline Gece hapishane olur, gündüz benzer geline Şayet bülbül değil isen konma gülün dalına Karga olup gül dalında ötmenin faydası ne ? Daima karanlık gider cehaletin dünyası Sırtına günah bağlayıp Mevlâ’ya olur âsi Söz götürüp, söz getiren münafığın kendisi İki dostun arasını katmanın faydası ne ? Şerefle, şöhretle yaşa edebinle arında Gir insanlık çemberine dolaşma kenarında Şahsan uygun hareket et, ağır otur yerinde Davetsiz, teklifsiz yere gitmenin faydası ne ? Belki de sözün yanlıştır ey NUSURET TORUNÎ Laf bir kez namludan çıktı, bulacaktır yerini Yersen mazlumun hakkını çekersin ecirini Hakk’ın huzurunda inkâr etmenin faydası ne ? |