MÜSLÜMAN KİMDİR?
(30.04.2005)
Kıymetli hemşehrilerim,
ilahi dinlerin sonuncusu olan İslâm, Hz. Muhammed (s.a.v.) tarafından
tebliğ edilen ve tamamlanan ilahi dinin adıdır. Kelime manası
itibariyle, barış ve sükûn, güven, ibadet ve itaat anlamına gelir.
İslâm’ı dini bir terim olarak şöyle tarif edebiliriz: İslâm, Allah’ın
varlığını ve birliğini kabul etmek, ancak O’na itaat ve teslimiyet
göstermek, kalbi O’ndan başka her türlü şeylerden arındırmak ve Allah
katından gelen dini esaslara kesin olarak inanmak, teslim olmaktır. İşte
bütün bunları kabul eden kimseye Müslüman denir. Yüce kitabımız Kur’ân-i
Kerimden anlaşıldığı üzere Müslüman ismini bize bizzat Allah vermiştir:
“ O sizi seçti; din hususunda üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi. Babanız
İbrahim’in dininde (de böyleydi) Peygamberin size şahit olması, sizin de
insanlara şahit olmanız için, O, gerek daha önce (gelmiş kitaplarda),
gerekse bunda (Kur’an’da ) size Müslümanlar adını verdi.’’(Hacc22/78)
İslâm kelimesinin tarifinden de anlaşılacağı üzere, Müslümanlık sadece
bir inanç sistemi değil, aynı zamanda inancın gereği olan dinî emirleri
ve ibadet görevlerini yerine getirerek inandığını söz ve hareketleriyle
göstermektir. Yani İslâm hayatın bizzat kendisidir. Değerli okurlarım,
ne mutlu bizlere ki Müslüman bir ülkede ve Müslüman bir ana ve babadan
dünyaya geldik. Bu, gerçekten şükredilmeye değer bir nimettir. Ancak
bütün bunların arkasına sığınarak islâmi emirleri yerine getirmemek
doğru olmaz. Ozaman sadece ismen Müslüman olmuş oluruz. Allah’ın bizden
istediği ismen Müslüman olmak değil, Müslümanlığımızı ikrar edip buna
yakışır bir şekilde hayat sürmektir. Bunun içinde bir örneğe, bir
rehbere ihtiyaç hissederiz ki O da Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)
dir. İslâm dininin tebliğcisi olan Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)
23 sene içerisinde önce ashabına sonrada tüm insanlığa nasıl Müslüman
olunması gerektiğini bizzat kendisi yaşayarak öğretmiştir.
Peygamberimiz, arkadaşlarına söylediği şeyi önce kendisi yapardı ve
böylece onlara örnek olurdu. Zaten Kur’ân-i kerim peygamberimizi bize
“üsvei hasene’’yani, kendisine uyulması gereken “en güzel örnek’’ olarak
takdim ediyor. Dolayısıyla bir müslüman için Model Müslüman, örnek insan
Hz. Muhammed’dir. Öyleyse Allah’ın istediği şekilde Müslümanca bir hayat
yaşayabilmek için öncelikle peygamberimizi tanımamız, Onun nasıl bir
hayat yaşadığını iyice öğrenmemiz gerekir. Peki Müslüman kimdir? Toplum
içerisinde onu diğer insanlardan ayıran bariz özellikleri nelerdir?
Öncelikle Müslüman sözü ve özü bir olan, yaşadığı çevrede kendisine
itimat edilen, aldatmayan ve aldanmayan, örnek insandır. Peygamberimiz
böyle bir Müslüman profili çizmiş ve kendisi bizzat yaşayarak bize bunu
bir sünnet olarak bırakmıştır. Sünnet denildiği zaman sadece peygamberin
yapmış olduğu bazı ibadetler akla gelmemeli. Peygamberin bize bıraktığı
en büyük sünnet düşmanlarını dahi hayrete düşürecek derecede yaşadığı
onurlu hayatıdır. Bakınız O, müslümanı tarif ederken, özelliklerinden
bahsederken şöyle buyuruyor: “ Müslüman, müslümanların dilinden ve
elinden zarar görmediği kimsedir.’’Yani müslüman, yaşadığı toplum
içerisinde kendisinden emniyet duyulan, adeta barışın ve emniyetin
kaynağı olan insandır. Peygamberimiz başka bir Hadis-i şeriflerinde ise:
“ insanları aldatan bizden değildir.’’ Sözü ile İnsanları aldatan ve
kandıran kimselerin kendisine gerçek manada ümmet olamayacağına vurgu
yapmaktadır. Eğer biz bugün varlığımızla insanlara güven veremiyorsak,
adeta varlığımız insanlara sıkıntı ve huzursuzluk veriyorsa bu bizlerin
tam manasıyla Müslüman olamadığımızı gösterir. Öyleyse Müslüman olarak
bizler öyle bir hayat yaşamalıyız ki bu hayat düşmanlarımız tarafından
bile takdir edilmelidir. Yaşadığımız bu hayat hem bize mutluluk ve huzur
vermeli ve hem de diğer insanlara örnek olmalıdır. Onurlu ve İslam’ın
arzuladığı bir hayat... Asr-ı saâdet döneminde ve onu takip eden
dönemlerde insanlar Müslümanların bu onurlu ve müslümanca yaşamlarından
etkilenmişler ve Müslüman olmuşlardır. Bugün ise İslâmı seçen insanların
“ eğer Müslüman olmadan önce Müslümanların yaşantılarını görmüş olsaydım
müslüman olmazdım’’ şeklindeki ifadeleri bizim için hayli
düşündürücüdür. O dönemlerde insanlar Müslümanların yaşantılarından
etkileniyor ve Müslüman oluyorlardı. Bugün ise yaşadığımız hayat ne bize
huzur veriyor ve nede diğer insanları etkileyebiliyor. Maalesef sözde
müslüman olmamıza rağmen yaşantımız, davranışlarımız İslâm’a
uymamaktadır. Bu noktada yine örneğimiz ve rehberimiz Hz. Muhammed
(s.a.v. ) olmalıdır. Sözlerimiz ve davranışlarımız İslâma uygun
olmalıdır. Kıymetli dostlar, Müslüman aynı zamanda okuyan ve araştıran
insandır. Çünkü dinimiz, okumayı ve araştırmayı emretmektedir. Bugün
Müslümanlar olarak maalesef okumuyoruz. Okuyup öğrenmediğimiz için de
dinimizi doğru yaşayamıyoruz. Kulaktan duyma bilgilerle dini yaşamaya
çalışıyoruz. Böyle olunca da yerine getirmeye çalıştığımız bazı dini
hükümler hurafeler ve batıl inançlarla karıştırılmış oluyor. Dinimizin
emirlerini Batıl inanç ve hurafelerden ayırabilmenin yolu okumaktan ve
öğrenmekten geçer. Yani öncelikle dinin asıl kaynakları olan Kur’an ve
sünnetin bilinmesi gerekir. Bütün bu anlattıklarımızı özetleyecek
olursak Müslüman, gerçekten İslam’a teslim olmuş, kafasını ve gönlünü
hurafelerden temizlemiş, giyimi ve kuşamı ile modern ve aydın bir insan
profili çizebilen, içinde bulunduğu toplumda kendisine güvenilen ve
kendisi ile iyi geçinilebilen, kul hakkına riayet eden, insanların temel
haklarına saygılı olan bir insandır. İslam iki şeyi gerçekleştirmek için
gönderilmiş bir dindir. Bunlardan birincisi; insanlardaki şirk
düşüncesini ortadan kaldırmak ve bunun yerine tevhid inancını
yerleştirmek , ikincisi ise; gönüllerdeki ikiliği ve nefreti ortadan
kaldırıp bunun yerine kardeşlik ve sevgiyi yerleştirmek. Yani hem inanç
noktasında hem de sevgi ve kardeşlik noktasında tevhidi sağlamaktır. İlk
dönem müslümanları bunu başarmıştır. Bugünün müslümanıda dinini gerçek
manada öğrendiği zaman başaracaktır. Unutmayalım ki İslâm sevgi,
kardeşlik ve yardımlaşma dinidir. Değerli hemşehrilerim, Bilindiği gibi
Nisan ayı aynı zamanda peygamberimizin doğumunun kutlandığı bir aydır.
Kutlu doğum haftası münasebetiyle peygamberimizi ve onun bize bıraktığı
dini daha iyi anlama gayreti içerisinde olalım. Amacımız el birliği ile
gerçek İslam’ı sizlere anlatabilmek ve İslamın gerçek güzelliklerini
gösterebilmek. Bundan sonraki yazılarımı sizlerden gelecek olan sorular
çerçevesinde oluşturmaya çalışacağım Bu maksatla kafanızı meşgul eden
sorularınızı ve bilmek istediğiniz her şeyi bana yazmanızı istiyorum.
Yeni bir yazıda buluşuncaya kadar Allah’a emanet olun. E-Mail adresim:
buyukce
Ekleyen : Celal BÜYÜK
|
|